Sigorta Tahkime Başvuru Öncesinde Arabuluculuk Zorunlu Mudur?
Hukuki Değerlendirme
Sigorta tahkim süreci, otomotiv kiralama sektörü açısından büyük önem taşımaktadır. Sektörün sıkça karşılaştığı hasar dosyalarında, uzman kişilerce hızlı bir şekilde gerçekleştirilen yargılama ve düşük yargılama giderleri sayesinde, genel olarak yüksek memnuniyet sağlanmaktadır.
Hal böyle iken; sigorta tahkim hakemlerinden birinin, dava öncesinde zorunlu arabuluculuğa başvurulmaması sebebiyle davayı usulden reddetmesi, sigorta tahkime başvuru öncesinde arabuluculuğun gerekliliği konusunda önemli bir soru işareti oluşturmuştur.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinde, (uygulamada zorunlu arabuluculuk olarak bilinen) dava şartı olarak arabuluculuk düzenlenmiştir. Bu maddeye dayanarak, Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca ticari davalar için arabuluculuk bir dava şartı haline gelir. Diğer bir ifadeyle, sigorta şirketlerine karşı açılacak ticari davalar öncesinde, arabuluculuğa başvurulması gerekmektedir. Ancak, aynı Kanun’un 18/A maddesinin 18. fıkrasına göre, “özel kanunlarda tahkim ya da başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurulmasının zorunlu olduğu durumlarda ya da tahkim sözleşmesi mevcutsa, arabuluculuk dava şartı olarak uygulanmaz” hükmü bulunmaktadır. Bu durum, sigorta tahkime ilişkin arabuluculuğun dava şartı olup olmadığının incelenmesini gerektirmektedir.
Öncelikli olarak belirtmemiz gerekir ki; Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinin 18. fıkrasındaki “tahkim sözleşmesinin bulunduğu durumlarda, arabuluculuk dava şartı olarak uygulanmaz” ifadesi, sigorta tahkime başvuru için arabuluculuk şartının aranamayacağına işaret etmektedir. Zira tahkim, ancak tarafların anlaşarak bir tahkim sözleşmesi yapmaları durumunda devreye girer. Sigorta şirketleri açısından, Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca, Sigorta Tahkim Merkezi’ne başvuru, tahkim sözleşmesinin kurulması anlamına gelir. Dolayısıyla Sigorta Tahkim Merkezi’nde tahkim işlemi yapılacaksa, önceden bir tahkim sözleşmesi zaten vardır ve Arabuluculuk Kanunu’ndaki tahkim istisnası burada geçerlidir.
Mevzuatın amacı dikkate alındığında, sigorta tahkime başvurmadan önce arabuluculuğun dava şartı olarak kabul edilmesinin gereksiz olduğu sonucuna varılmaktadır. Hem 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesi hem de 6325 Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, esasen mahkemelerin iş yükünü hafifletmeyi ve tarafları, uyuşmazlıklarını mahkeme dışı çözüm yolları ile halletmeye teşvik etmeyi hedefler. Özellikle dava şartı arabuluculuk söz konusu olduğunda, bu amacın ön planda olması gerektiği düşünüldüğünde, sigorta tahkime başvuru aşamasından önce arabuluculuğun bir şart olarak getirilmesi, uygulamada mantıklı bir çözüm sunmamaktadır. Ayrıca, sigorta tahkime başvurmadan önce sigorta şirketine başvuru yapmanın zaten bir dava şartı olarak belirlendiği göz önünde bulundurulduğunda, arabuluculuğun ekstra bir şart olarak getirilmesi herhangi bir fayda sağlamaz.
Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 30.06.2021 tarihli 2021/3476E. 2021/3999K. sayılı ilamında;
“2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK’nın 115/2.maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Dairemiz’in yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. Bu başvurunun yapıldığı; ancak, eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda ise, usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksikliğin her halükarda tamamlanabileceği açıktır.
Arabuluculuk Kanunun’da “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlığı altında düzenlenen 18/A maddesinde “Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.” hükmü yer almıştır. Sigortacılık Kanun’unun 30/13.maddesi “Komisyona gidilebilmesi için, sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin, uyuşmazlığa konu teşkil eden olay ile ilgili olarak sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir. Sigortacılık yapan kuruluşun, başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesi de Komisyona başvuru için yeterlidir.” düzenlenmesine yer vermektedir. Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru için dava şartı olarak sigorta şirketine başvuru şartı düzenlenmiş olup ayrıca arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gereklidir.”
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından verilmiş olan yukarıdaki kararda, sigorta tahkime başvuru için sigorta şirketine yazılı başvurunun bir dava şartı olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Sigortacılık Kanunu’nun 30/13. maddesi uyarınca, hak sahibinin sigorta şirketine başvurması ve başvurunun olumsuz sonuçlanması gerektiği belirtilmiş, bunun yanında başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi durumunda da HMK’nın 115/2 maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Bu durum, hak sahiplerinin yargı yoluna başvurulmadan önce gerekli başvuruyu yapmalarını sağlamaktadır.
Öte yandan, eksik veya usule uygun olmayan belgelerle yapılan başvuruların, her halükarda tamamlanabileceği yönündeki görüş, pratikte, işlemin hukuk güvenliği çerçevesinde tamamlanabilir olduğunu ifade etmektedir. Dolayısıyla bu görüş hak sahiplerinin mağduriyet yaşamadan işlemleri tamamlayabilmesi adına önemlidir.
Ayrıca, Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesindeki “özel kanunlarda tahkim ya da başka bir alternatif çözüm yoluna başvurma zorunluluğu varsa” şeklindeki hüküm de burada önemli bir yer tutmaktadır. Sigorta tahkime başvuru, özel bir düzenlemeye tabi olduğundan arabuluculuğa başvurulması zorunlu değildir. Bu da, sigorta tahkime başvurulmadan önce arabuluculuğun bir dava şartı olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Sonuç itibarı ile, karar, hem sigorta tahkim sürecine başvuru için gerekli usul şartlarının hem de arabuluculuk müessesesinin yerini netleştirmiştir. Sigorta tahkime başvuru yapmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılması gerektiği, arabuluculuğun ise bu süreçte zorunlu olmadığı ifade edilmiştir.
Uygulamada ise, çok sayıda kararda, arabuluculuğun dava şartı olduğu yönünde bir yorum yapılmamıştır. Uygulamada çoğunluğun görüşü, sigorta tahkime ilişkin davalarda, arabuluculuğun dava şartı olmadığı yönündedir.